Sünnet idrar yolu enfeksiyonu riskini artırır


Anne sütü ile beslenme, İYE’lerin önlenmesinde merkezi bir rol oynar. Anne sütü bebekler için doğal bir antibiyotiktir. Araştırmalar anne sütünün idrar yolu enfeksiyonuna karşı koruyucu etkisi olduğunu göstermiştir.

Sünnet sonrası İYE ile ilgili yapılan bir kaç araştırma, ve cerrahinin olası mevcut İYE’leri kötüleştirme ihtimali, yenidoğan sünnetinin aleyhindeki buluşlardır. Nitekim, İsrail’de yapılan birkaç araştırma, sünnet sonrasında İYE oranlarında artma tespit etmiştir.



İdrar yolu enfeksiyonunun en önemli nedeni, “E.coli” mikrobunun idrar yollarına bulaşmasıdır. Hijyenik kurallara dikkat edilmemesi, genital bölgenin temiz tutulmaması, bez kullanımı, dışkılı bezlerin hemen değiştirilmemesi, ishal ve pişik gibi durumlarda mikropların idrar yollarına girişinin kolaylaşması, bu hastalığın nedenleri arasındadır.

İdrar yolları enfeksiyonu (İYE) idrar yollarının bakteriyel enfeksiyonudur.(böbrekler, üreterler, mesane ve idrar yolu) İYE’ler genelde idrar yolununun doğuşsal bozuklukları ile bağıntılıdır. Bu enfeksiyonlar, eğer tespit edilmezlerse zararlı olabilir, ve kalıcı böbrek hasarına yol açabilirler. Ne var ki, genelde antibiyotikler ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler.

Çalışmalar, bebeğin bağışıklığının olmadığı Escherichia coli (E. coli) bakterisinin, sünnetli veya üstderileri zorla geri çekilen bebeklerin glansında (penis başı) kendine yer bulabileceğini göstermektedir. E. Coli, insan derisinde en çok bulunan bakteri olmasına rağmen, hastanelerde bulunan türler, özellikle kötücül yapıdadır. İYE’ler, kız bebeklerde, genelde kolonda ortaya çıkarlar, erkek bebeklerde ise, genelde dış ortamlardan kaynaklanırlar, bu da erkekler için bu tür enfeksiyonların iatrojenik(hastane kaynaklı) olduğunu düşündürür. Zamanından önce üstderinin geri çekilmesi, ve sünnet, bebekleri İYE’na yol açabilen E. Coli bakterisi ile karşı karşıya bırakabilir.

E. coli bakterisinin bebeğin glansına bağlanabilmesi için, sünnet veya, bağlı üstderinin çekilmesi gibi bir giriş yolu bulması gerekir. Sünnet edilmemiş bebeğin, sünnetli bebeğin sahip olmadığı iki aşamalı koruma zırhı vardır: çocuk idrar yaptığında kapanan prepusyal büzgen kas, ve korunan meatus (üriner açıklık).Sünnetli bebekte ise meatus açık veya inflamedir. Buna ek olarak prepus altı nem, antibakteriyel özelliği olan lizozomları barındırır Anne sütüyle beslenen bebeklerin idrarında salgılanan oligosakkaridler, patojenlerin üroepitelyal dokuya yapışmasını engeller.

Sağlam (sünnetsiz) bir çocuğun aslında idrar yolları iltihabı sorununu yaşama olasılığının, sakatlanmış (sünnetli) bir çocuğa göre daha düşük olduğu biliniyor. Üstderi, glansı idrardan ve dışkıdan korur. Eğer üstderi sünnet ile kesilirse, idrar yolları, enfeksiyona daha açık hâle gelir.

Hem dişi ve hem erkek memeli hayvanların genitalinde smegma oluşur. Erkeklerde, smegma üretilir ve üst-deri altında toplanır; kadınlarda, bu klitoris etrafında ve labia minora kıvrımlarında toplanır. Her iki cinsiyette smegma üretir.
 
Bir çocuğun üstderisi altındaki beyaz peynirimsi salgı, smegma diye adlandırılır. Smegma temizdir, faydalıdır ve gereklidir. Anti bakteriyel ve anti viral özellikleri genitali temiz, sağlıklı tutar. Bütün memeliler smegma üretir. Dr. Thomas J. Ritter, bunun önemini şu yorumu yaparak belirtmiştir: “Hayvanlar dünyası smegma olmadan herhalde varolamazdı.” Smegmanın Latince “deterjan” anlamına gelmesi ilginç değil mi? 

Yetişkinlerde , smegmanın periyodik olarak yıkanması gerekir ama tahriş edici sabundan kaçınılmalıdır. 

Smegma denilen ve bu deriden salgılanan peynirimsi maddenin içinde lizozin adlı bir enzim bulunuyor. Bütün vücut deliklerini (ter, yağ ve salgı bezlerini) çevreleyen mukoza vücudun ilk savunma duvarıdır. Üstderideki bezler, lizozim gibi anti bakteriyelleri ve anti viralleri üretir; virüslerle ve bakterilerle savaşan savunmacı askerlerimizdir. Lizozim aynı zamanda gözyaşında ve anne sütünde de bulunur. (Bu nedenle ağladığımızda hem rahatlar hem de stresin yarattığı hastalıklara karşı güçleniriz. Anne sütünün bağışıklığı güçlendirici etkisi zaten biliniyor.) Sünnet derisinde, yumurtalıklardakine benzer kas fiberleri vardır. Bunlar, idrarın geçmesine izin veren ama yabancı maddelerin içeri girmesini engelleyen, tek yönlü geçiş veren valflar gibi işlev görür. Erkek, ergenliğe yaklaştığında bu kas fiberleri sayıca azalıp yerlerini elastik fiberlere bırakırlar; ta ki iki fiber türü, cinsel ilişkide üstderinin (prepusun) hareketine izin verecek bir dengeye ulaşıncaya kadar. Üstderi, ayrıca, mikroplara karşı bir ilk savunma engeli olduğu düşünülen bağışıklık hücrelerine de sahiptir. Dolayısıyla sünnet, erkeği, doğanın kendisine bahşettiği bütün bu avantajlardan mahrum kılar.


Sünnetli erkeklerin, AIDS’e yakalanma riski daha fazladır.

1855’ten 1997’ye dek bu başlık altında yayımlanan bütün yazıları inceleyen Dr. Van Howe şu sonuca varır: “Bugüne kadar cinsel yolla bulaşan hastalıklar üzerinde sünnetin yararlı etkisini gösteren bir araştırma olmamıştır. Tam aksine veriler, sünnetli bir erkeğin cinsel hastalıklara yakalanma açısından daha büyük risk altında olduğunu göstermektedir.

Sünnet derisinin bağışıklık sistemiyle ilgili fonksiyonu da var demiştik. Smegma denilen ve bu deriden salgılanan peynirimsi maddenin içinde lizozin adlı bir enzim bulunuyor. Anne sütünde de bulunan lizozin işte bu deri tarafından salgılanıyor ve bakterilerin hücre duvarlarına saldırıp onları yok ediyor. Bu salgının AİDS’e neden olan HİV virüsünü öldürdüğü biliniyor. Saygın tıp dergisi Jama’da yer alan araştırmada, AİDS’in bulaşma oranının sünnetli erkeklerde daha yüksek olduğu yazıyor. Birçok araştırma, sünnetin HİV virüsünün bulaşıcılığını artırdığını ve HİV/AİDS’i kadın partnerlerine bulaştırma oranının daha yüksek olduğunu da ortaya koyuyor.

Sünnet olmamış erkeklerde sıfır oranına karşı sünnetli erkeklerde binde 25,4 chlamydia oranı bulunmuştur; herpes oranı da, sünnetlilerde binde 14,9 iken, sağlam erkeklerde binde 8,1 oranına düşüyordu. Sünnet derisinin hastalıklara karşı pek çok immunolojik koruması vardır. Bu mekanizmalar, neden cerrahi olarak sakatlanmış sünnetli erkeklerin daha fazla cinsel hastalıklara yakalanma riski olduğunu açıklar. Kuru mukoz membranlar, doğal olarak nemli olanlara göre enfeksiyona daha açıktırlar. Genital siğiller en çok üstderinin korumasının en zayıf olduğu penis ucunda oluşur.